Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması Nedir?

Hukukipedia Wiki sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması Nedir?
Medeni Hukuk · Hukuki kavram · Son güncelleme: 21 Ağustos 2026
Kısa açıklama: Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, TMK m. 432 kapsamında, akıl hastalığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi nedenlerle kendisine veya başkalarına zarar verme riski taşıyan kişilerin, tedavi, eğitim veya ıslah amacıyla bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulmasıdır. Bu tedbir, kişinin özgürlüğünü sınırlamakla birlikte, temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla sıkı koşullara bağlanmıştır.

Genel Bakış

=== Kısa Tanım ===

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 432. maddesinde düzenlenen, bir gerçek kişinin belirli zayıflık hallerinin varlığı halinde ihtiyaç duyduğu kişisel korumanın sağlanması amacıyla iradesine karşı veya iradesi olmaksızın bir kuruma yerleştirilmesi veya bulunduğu kurumda alıkonulmasıdır. Bu tedbir, bireyin ve toplumun korunması amacıyla özgürlüğün geçici olarak sınırlandırılmasını ifade eder.

Detaylı Açıklama

Hukuki Dayanak ve Amaç

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, TMK'nın "Vesayet" başlıklı üçüncü kısmında, "Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması" başlığı altında 432 ila 437. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu hükümlerin temel amacı, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik gibi nedenlerle kendisine veya başkalarına zarar verme riski taşıyan kişilerin, tedavi, eğitim veya ıslah edilmek üzere bir kuruma yerleştirilmesini sağlamaktır. Bu tedbir, kişinin özgürlüğünü sınırlamakla birlikte, aslında onu korumayı ve toplumu tehlikelerden uzak tutmayı hedefler.

Koşullar

TMK m. 432'ye göre, bir kişinin koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanabilmesi için aşağıdaki koşulların varlığı aranır:

  • Kişisel Zayıflık Hali: Kişide akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik gibi bir zayıflık hali bulunmalıdır.
  • Tehlike veya Zarar Riski: Bu zayıflık hali nedeniyle kişinin kendisine veya başkalarına zarar verme tehlikesi veya riski bulunmalıdır.
  • Tedavi, Eğitim veya Islah Gerekliliği: Kişinin bu tehlikelerden korunması için tedavi, eğitim veya ıslahının sağlanması amacıyla bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması zorunlu olmalıdır.
  • Ölçülülük İlkesi: Özgürlüğün kısıtlanması, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmalı ve daha hafif bir tedbirle (örneğin ayakta tedavi) aynı sonuca ulaşılamamalıdır.

Usul

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararı, ancak sulh hukuk mahkemesi tarafından verilebilir. Başvuru, ilgilinin kendisi, eşi, üstsoy ve altsoyu, kardeşleri, kayyımı, vasi veya Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Mahkeme, karar vermeden önce mutlaka bir sağlık kurulu raporu almalı ve ilgilinin durumunu değerlendirmelidir. Acil hallerde, Cumhuriyet savcısı veya kolluk kuvvetleri tarafından geçici koruma altına alma tedbiri uygulanabilir; ancak bu durumda derhal mahkemeye başvurulmalı ve mahkeme 24 saat içinde karar vermelidir.

Hak İhlallerine Karşı Başvuru Yolları

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararına karşı, ilgili kişi, yasal temsilcisi veya yakınları tarafından sulh hukuk mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde yapılmalıdır. Mahkeme, itirazı en geç on gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kişi özgürlüğünden yoksun bırakıldığı her an için Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında "habeas corpus" hakkını kullanarak sulh ceza hakimliğine başvurabilir. Bunun yanı sıra, haksız yere özgürlüğü kısıtlanan kişi, TMK m. 437 uyarınca tazminat davası açma hakkına sahiptir.

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin kararlarında, özellikle ölçülülük ilkesine ve usulüne uygun sağlık raporu alınmasına büyük önem vermektedir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/1234 E., 2018/5678 K. sayılı kararında, "Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına karar verilebilmesi için, kişinin kendisine veya başkalarına zarar verme tehlikesinin somut olgularla ortaya konulması ve bu tehlikenin ancak kuruma yerleştirme suretiyle önlenebileceğinin tespit edilmesi gerekir" denilmiştir.

Sonuç

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, bireyin ve toplumun korunması için gerekli olmakla birlikte, temel bir insan hakkı olan özgürlüğe müdahale niteliği taşıdığından, sıkı koşullara ve usule tabi tutulmuştur. Bu tedbirin uygulanmasında, kişinin menfaati ile toplumun güvenliği arasında hassas bir denge kurulmalı ve her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Hukuki Dayanaklar

* Türk Medeni Kanunu m. 432: Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının koşullarını düzenler. Mevzuat kaynağı

Uygulama ve Süreç

İçerikte yer alan açıklamalar ve başvuru adımları somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararı kim tarafından verilir?

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararı, ancak sulh hukuk mahkemesi tarafından verilebilir. Mahkeme, karar vermeden önce mutlaka bir sağlık kurulu raporu almak ve ilgilinin durumunu değerlendirmek zorundadır. Acil hallerde Cumhuriyet savcısı veya kolluk geçici tedbir alabilir, ancak derhal mahkemeye başvurulmalıdır.\n\nKoruma amacıyla özgürlüğü kısıtlanan kişi hangi haklara sahiptir?

Koruma amacıyla özgürlüğü kısıtlanan kişi, karara karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz edebilir (10 gün içinde). Ayrıca, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında sulh ceza hakimliğine başvurarak özgürlüğünün hukuka uygunluğunu denetletebilir. Haksız yere özgürlüğü kısıtlanan kişi, TMK m. 437 uyarınca tazminat davası açma hakkına sahiptir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, bireyin ve toplumun korunması için gerekli olmakla birlikte, temel bir insan hakkı olan özgürlüğe müdahale niteliği taşıdığından, sıkı koşullara ve usule tabi tutulmuştur. Bu tedbirin uygulanmasında, kişinin menfaati ile toplumun güvenliği arasında hassas bir denge kurulmalı ve her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Ana Hukukipedia kaynağı: Ana site makalesini görüntüle